21 Ocak 2008

KIRPIK BEYİN DOĞUM GÜNÜ HEDİYESİ



Merhaba,

15 Ocak Kırpık Beyin doğum günüydü, coşku ile kutladık. Kaç yaşına girdiğinden bahsetmemi istemedi bende ona hak veriyor ve saygı duyuyorum. Eeee maaşı olmadığına göre yaşını sormanız ayıp olur. :)

Neyse Kırpık ben ve babamın doğum günü bir kaçar gün ara ile olduğu için üçümüzünkini beraber kutladık. Çok güzeldi daha nice doğumgünleri kutlarız inşallah beraber.

Bu sene Kırpık için hediyeler geldi tabiki, biz en çok sevdiği krakerlerden aldık bol bol. Zaten kavga çıkarıyor vermezdek günde bir tane kraker. Onun hikayesi uzun onu başka bir yazımda anlatacağım. Hediyeleri arasında çok özel bir paket vardı bu sene. O da size daha önce bahsettiğim Kırpık Beyin modacısı Sebile Ablasından geldi. Kırpık da biz de çok mutlu olduk bu hediyeye çok anlamlı ve duygulandırıcı idi. Sebile ablası Kırpık'ı kendi köpeği Maylo dan ayırmamış ve onun için özel bir kıyafet hazırlamış ve bunu da Kırpık beyin doğum gününde göndermiş. Size böyle özel bir elbise dikildimi hiç doğum gününüzde :) Aman nazar değmesin oğluma maşallah.
Doğumgününe yeni elbisesi ile salına salına katıldı Kırpık Bey bol bol foto çektirdi. Sebile ablama gönderin de görsün beni dedi. Canım arkadaşım teşekkür ediyoruz bizde Kırpıkta, çok anlamlıydı bu eline, emeğine, güzel yüreğine sağlık. Seni seviyoruz.





PakizeKuş Hanım



Merhaba,

Size bugün dünyalar tatlısı bir kızın hikayesini anlatacağım. Adı Pakize ben verdim ismini amaaa artık oda biliyor adını.

Pakize, bir güvercin; dışardan bakan birine göre alelade bir güverci gibi görünebilir ama bana göre öyle değil. Ben, onu 50 güvercinin arasından seçebilirim. Yürüyüşünden bakışından herşeyinden. Biz 5 yıl önce, bu evimize taşındığımızda tanıştım onunla, onun bir ayağı yok diğeride felçli ama o kadar güzel yok etmişki bedeninde bu sakatlığını gayet güzel yürüyebiliyor. Ama hayvanlarda insanlar gibi engellilere karşı acımasız, yem attığınızda diğer güçlü palazlı kuşlar onu dövmeye çalışıyor du. Du diyorum çünkü artık Pakize bizim balkonu sahiplendi ve kimseye papuç bırakmıyor.

Sabah kalkınca ilk iş balkona gidip perdeyi aralarım. Pakize orda balkon demirinde bekliyor olur beni :) Beni görür görmez kendini göstermek için demirin bir köşesinden kanatlanıp diğer köşesine geçer, kafasını uzatır bana bakar. Kuş deyip geçerler ama o beni tanıyor ve yemek istiyor işte daha nasıl belli edebilir ki işte bi söylemediği kalıyor, söyleyemiyor. Beş yıldır o bizi biz onu bırakmadık. Çok yaşasın kızım sağlıklı olsun hiç bırakmaya niyetim de yok.

Geçtiğimiz yaz, balkona başka bir güvercin çift yumurta yaptı ve haliyle hiç bir güvercini yaklaştırmadı Pakizeyi de, bende yavruya kıyamadığım için dokunmadım. Ama yazın sonunda Pakize geldiğinde perişan vaziyetteydi. Beslenememiş tüyleri dökülmüş yaralar olmuş bedeninde, oturdum ağladım üzüntüden. Kızıma bakamamıştım ölmek üzereydi :(
Hemen yoğun buğday tedavisine başladım, kızım bir haftada kendine geldi. Tüyleri eski parlaklığına döndü. Palazlandı. Şimdi bugünler de pencere önüne gelmeyi hatta içeri girip yemeyi öğrendi. Yemeğini alana kadar bekliyor ve kursağı şişene kadar yiyor. Nede olsa güvenceye alması gerek kendini ya öbür kuşlar ortak olursa yemeğine :) Ye benim tatlı kızım bal şeker helal olsun. Allah senide tüm hayvan dostlarımı da korusun.